Kentin sokaklarında iken görülmeyen dokusu, yerden biraz yükselince birdenbire suratına çarpıyor insanın. Binlerce binanın aralarında yürürken verdiği keşmekeş hissi apansız kayboluyor yüksekte. Bir adam ıslık çalarak yürüyor, elinde şemsiyesi. Sonra beşyüz kişi birden çakıl taşlarından yapılma bir gökyüzünü saatte 60 km hızla ezip geçiyor. İçlerinden en az birisi sarhoş. Üstelik yağmur bile yağmamış henüz. Beşyüz kişi birden Bordeaux'dan hayata doğru giden bir tramvayla yıldızları ezip geçiyor. Hepsinin aklında başka bir şey. İçlerinden en az birisi şehrin çatılarını düşünüyor.