çatı
"Sen el kadar bir kadınsındır / Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli / Bazı ağaçlara kapı komşu / Bazı çiçeklerin andırdığı / İş bu kadarla bitse iyi / Bir insan edinmişsindir kendine / Bir şarkı edinmişsindir, bir umut / Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da / Saçlarınla beraber penceredeyken / Besbelli arandığından haberli / Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda / Sevgili " CS
Kentin sokaklarında iken görülmeyen dokusu, yerden biraz yükselince birdenbire suratına çarpıyor insanın. Binlerce binanın aralarında yürürken verdiği keşmekeş hissi apansız kayboluyor yüksekte. Bir adam ıslık çalarak yürüyor, elinde şemsiyesi. Sonra beşyüz kişi birden çakıl taşlarından yapılma bir gökyüzünü saatte 60 km hızla ezip geçiyor. İçlerinden en az birisi sarhoş. Üstelik yağmur bile yağmamış henüz. Beşyüz kişi birden Bordeaux'dan hayata doğru giden bir tramvayla yıldızları ezip geçiyor. Hepsinin aklında başka bir şey. İçlerinden en az birisi şehrin çatılarını düşünüyor.