kim bu vosvoslar?
Uzun bir ömür oldu. Çok vakittir buralardayım. Şehrim çok değişti,
evim değişti birçok kez. En son kaldığım evlerden birisinin önünde denk geldim
onlara. Yaklaşık iki yıl boyunca, benim etrafımdaki insanlar değişirken,
benim gündelik hayata bakışım, insanlara güvenim, hülasa bilcümle yaşam algım
değişirken onları farkettim. Hiç hareket etmiyorlardı. Sanki bir sabite
ihtiyacı varmış gibi yaşadığım beyhude ömrün sabit duruyorlardı. Bir vakit
nedenini anlamaya çalıştım. Sonra sonra kabullendim bu iki vosvosu. Hayatımın
bir parçası olarak alıp, her canım yandığında onlara baktım. Kimbilir hangi
can yangınından kaçıp sığınmışlardı evimin tam önüne. Hiç hareket etmeden
tüm dünyayı dolaştırdım onlara, beraber ne büyük acılar çektik, ne büyük
öfkelere gark olup, ne mutlu buluşmalara şahit olduk. Mesela hiç unutamam,
terlikleri kirlenmesin diye kış vakti yalınayak terasa çıkan bir kız vardı.
Kondusuyla, köprüsüyle bütün bir istanbul'a bakıp ne kadar şanslısın demişti
bana. Sen olduğun için mi hayatımda diyememiştim. Diyemediğimden kelli bir sigara
yakmıştım. Ertesi sabah buzdolabımın üzerinde ufacık bir hasankeyf buldum.
Anladım niçin şanslı olduğumu. Anladım ve anlatmak üzere harekete geçtim.