Asıl tanımı olsa olsa; olası (beklenen) kazanç karşısında özünü ve potansiyel (varolan) durumunu yitirme olabilecek olan kavram. Bunun için verilebilecek en iyi örneklerden birisi de günümüz İstanbul lokantaları olabilir belki. Çok değil 10-15 yıl önce bile bir lokantaya akşamüstü uğrayıp bir kaç lokma birşey atıştırıp birkaç kadeh birşeyler içseniz kalkarken keyifli olmanız önemsenirdi mekan çalışanları tarafından, misal başka birşey isteyip istemediğinizle ilgilenirlerdi. Şimdilerde ise fena halde talep var ya, bir an evvel kalkmanız için uğraşıyorlar lokantalarda. Sevimsiz bir kültürel yozlaşma örneği. Karşıt bir örnek olarak misal Girit lokantaları verilebilir. Ne kadar yediğinizle ya da ne kadar hesap vereceğinizle kimse ilgilenmez adanın gidebileceğiniz en turistik lokantasında bile. Tokgözlülük olarak da adlandırabileceğimiz güzel bir huy vardır insanlarda. Sizin bir an evvel kalkıp gitmeniz için gözünüzün içine bakmazlar, üstüne ikramda bulunurlar sizin keyifli ayrılacağınızı garanti altına almak için ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Kültürel yozlaşma tam da bu detaylarla ilgilidir kanaatimce. Herşeyi değiştirebilirsiniz bir toplumda, rejimi değiştirebilirsiniz, koskoca bir imparatorluğun yerine bir demokrasi kurmaya da niyetlenebilirsiniz mesela ama tek tek bireylerinde açgözlülük var ise ilgili toplumun, bu deneyin ulaşacağı tek bir sonuç vardır ki onu da kültürel yozlaşma olarak adlandırabiliriz. Özetle eğer bir toplumda herkes sadece kendi çıkarını düşünmekteyse varılabilecek tek olası sonuç yozlaşmadır.