Benim bu gece karanlığında dikilmiş kalmış tahta elektrik direğine, mayısın gelmesiyle tava gelip rengini yeşile çevirmiş önümdeki bağa, bağın ilerisinden geçip Arcachon'a giden gece trenlerine, tren yolunun az ilerisindeki hava alanından kalkan inen uçakların ışıklarına her gece bakmamın bir nedeni olsa gerek. Dipdibe yaşadığım komşularımın gece seslerine alışmamın; yer değiştirdiğime iman etmemi sağlayan, sigara satan kel bıyıklı adamın bir nedeni olmalı. İşte artık rakı içmeyişimin, sabahları nefretle uyanmıyor oluşumun ancak geceleri uyku tutmayışının ve neyi beklerken sayıldığı belli olmayan günlerimi sayıyor oluşumun bir nedeni, muhakkak olmalı. Soruyu bulduğumda neden şekillenecek.

O halde ilk mesele: sorun-e? Eski bir takım gömütlerden çıkan yazılı ve mübarek bir soru olarak var elimizde: Sorun-e?

Nasıl başlıyordu o eski metinlerdeki açıklama, hayal meyal anımsadığım kadarıyla, -referansları nerede bu yazının-: "Esrik ebedileriz edebi edimli. Esrik ervahlarımızdır esatirimiz." Bu metnin bir gıdım eskisinde yazılmış şeyleri çözebildiler bildiğim kadarıyla dilbilimciler, kazıbilimciler: "Ekmeği yiyeceksiniz, suyu da içeceksiniz"