boşa harcanan vaktin itirafı ve çözülüşü
Son zamanlarda içkiye, içi boş eski diziler izlemeye ve sigaraya düşkün oldum. Belki biraz sıcağın etkisi, belki yalnızlığın, bolca da boşluğun. Daha bir aklı başında işler yapmak, misal oturup okumak, çalışmak, günbatımına karşı derin düşünceler dalmak yerine hafif şeyler yapıyorum. He belki iyi yapıyorum diyeceğim ama hafif şeyden de kastım hakikaten hafif. Neredeyse hiçbir anlamlı tarafı yok akşamları yaptıklarımın . Eve geliyorum, otomatiğe bağlanmış ellerim bir şekilde yiyecek birşeyler hazırlıyor midem için. Bir yandan onları mideye indirirken eskilerden bir içi boş dizi bulup açıp izliyorum. Bu ikili kombinasyona çoğunlukla bira kimi anlamlı zamanlarda ise şarap ya da pastis eşlik ediyor. Sonrasında da sabahları ırzına geçilmiş bir zihinle uyanıp, tekrar işe güce dönmek için bir ömür harcıyorum. Neredeyse bir aydır devam edip giden bu kısır döngü artık canımı sıktığından olsa gerek bu akşamdan sonra bunu yinelememeye karar verdim. ilk kez bugün içtiğim pembe şarap da mührü olsun bunun. Madem ki bir sıkıntı var, bunun kaçışı sarhoş olup dizi seyretmekte değil, sarhoş olup sokağa çıkmakta sanırsam. Hem yalnızlıksa sokaklar da boş çoğu zaman burada...
Anlat, dinliyorum ben...