12 temmuz 2014 cumartesi günü öğleden sonra saat 3:48'de ilk kez okyanusu gördüm, bir otobüste yolcu idim. Birkaç saat sonra aynı okyanusun kıyısında bir yere oturdum. Beklenen ve özlenen her şey gibi benim okyanusun kıyısında oturuşum da bir süre sonra sıradanlaştı. Üçüncü sigaramı yaktığımda, önümdeki suyu marmara'dan ayıran tek şey yediğim kalamarın tadı olmuştu.
Oysa ki ilk kurgu bambaşka idi, çünkü buraya gelmek için yola çıktığımdan beri aklımda tek bir kelam vardı dönüp duran: "tüm suları birbirine bağlıdır yeryüzünün, görebilsin diye sıradan bir su kurbağası okyanusu ". Değilmiş öyle; başka türlüsü olamadığı için olmaktaların evreniymiş halihazırda soluk aldığımız yer. Demek ki doğrudur bir vakitler duyduğum, kendimce dönüştürdüğüm, fakat menşeini hatırlayamadığım :
bir lahzada idrak eder insan, "hemen hemen herşey"i, sayılamaz soysuzluklar yerine sayılabilir bir sonsuzluğa bakakalınca...
Anlat, dinliyorum ben...