De te fabula narratur
bütün sokaklarım sana doğru
orada yahut burada, doğru ya da yanlış, içinde yahut dışında varsayılmış çemberin; uzağında ya da yakınında; kifayetsiz ya da tam ayarında; çok bağırıyor bu adam ile ciğerimi yaktı ne güzel söylüyor arasında bir yerlerde "bu" adam aynı kalsa bile; çok fena fakirlik var buralarda ya da "acaba buralarda mı yaşamak lazım pek güzel"e kapı komşusu bu öykü, o mahallede yaşıyor zaten. Icığını cıcığını görmüş herkesin, bilcümle derdi yaşamış sonra usanıp kalkıp başka muhite taşınmış. Ama öykünün bilip görüp, dediğini duyup söylediği, düstur ettiği tek: eninde sonunda sen istesen de istemesen de bir hal var, hiç yoksa ben varım diyor, bak misal yaşıyor işte herkes, yaşıyorum ben mesela, apaçık bu. Kimi görüyor, kimi duyuyor ama görenin gördüğü duyanın duyduğu başka, anlattığı bambaşka ve anlatılmakta olan bu bambaşkaymış gibi öykü de senin öykün, o yüzden sen hele bir kulak ver dinle o öyküyü: "de te fabula narratur" deyi başlarmış o öykü, yolun sonundaki ışıklı eve varmayı umarmış.