Bu akşam daha önce içmediğim içkileri denedim. Cumadır, akşam vakti evde ne yapacağım otur otur kendimi yemekten başka, bari dışarı çıkayım; bakalım neler olacak dedim. Açıkçası değişik hiçbirşey olmadı, herşey tam da olması gerektiği gibi sıradandı. Victoria durağında indim, kapanmakta olan alışveriş caddesinden geçtim, Hotel de Ville civarında bir yerde yönümü nehre çevirdim. Rastgele ara sokaklarda yürürken denk geldiğim bir japon turist grubunu takip ettim. Onlarla birlikte nehre vardığımda, ismi Charles Dickens Pub olan bir yer gördüm,içine daldım. Pek fena halde İngiliz ortamı ama tek fark herkes Fransızca konuşuyor. Oturup daha önce içmediğim birşeyler içtim bende. İlk denediğim bira, John Bull diye birşey. Açık konuşmam gerekirse en azından burada içtiğim classical lager diye satılanı Türkiye'de üretilen Tuborg'un yanına bile yanaşamaz. İkinci bira olarak Directors denedim. Bu fena değil, en azından bir tadı vardı. Rengi de standart bira gibi değil en azından. İkinci birayı da aç karnına içince hafiften çakırkeyif oldum açıkçası. Barın olduğu yerden ana caddeye çıkan araya girince yol üzerinde Kapadokya adında bir dönerci gördüm. Karnım da açtı doğrudan daldım içeriye, döneri hazırlayan abinin üzerindeki tişörtteki Türk bayrağına güvenip, bi döner alacam ben usta dedim huzur içinde. Ne olsun abi içinde dedi doğrudan doğruya. Rahatlamak bu imiş dedim kendime, bir aydır yüzyüze konuştuğum ilk Türkçe. O tuhaf soslardan koyma dedim, sadece mayonez olsun kafi. Döneri yiyerek Hotel de Ville durağına doğru yürüdüm, ara sokaklara daldım çıktım. En son durağa yakın bir yerde Dick Turpin's diye bir bara oturup bir bira daha içtim. Ama bu kez sözümona Irish pub olsa da bir Hollanda birası içtim, Grimbergen. Bildiğim lezzetti, maceraya kaçmadım. Limonu iki tane atmasını söyledim yalnız. Gerçi on da işaret diliyle anlattım ama olsun. Şimdi de eve döndüm. Daha evvel içmediğim bir viskiye sahibim, markette kampanya vardı ucuza aldım. Yatmazdan evvel birkaç kadeh de ondan içip yarını bekleyeceğim artık yapacak birşey yok. Adı Grant's. Ben de bordo'da yaşayıp bir türlü şaraba yakınsayamadım hala. Artık önümüzdeki haftasonlarına bakacağız, yapacak bir şey yok...