Vaktiyle Beyoğlu'nda balık pazarının aşağı taraflarında bir meyhanede oturur geleni geçeni izlerdim bütün gün. Çok acayip işler gördüm orada, çok tuhaf hallere şahit oldum. Çoğu vakit gördüklerimden şaşar; içime doğru bazen güler, ürker, bazen sinirlenirdim. Öyle bir sokaktı ki oturup akşamları vakit eğlediğim yer; ne arasanız bulunurdu. Sonra sonra ayağım kesildi oradan, başka yerlerine taşındım önce İstanbul'un, sonra dünyanın. Ama insanın bakıp göreceği varsa, bakıp görüyor nerede olsa. Geçenlere değil duranlara baktığımdır bu kez:
Bindim tramvaya,
kalabalıktan yüzüm kaybolmaya teşne.
Bir vagon dolusu sarhoşu kim doldurmuş
da yola dökmüş gecenin bu vakti
yoksa bir ben miyim sarhoş bu koca vagonda?
Herkes nereye gidiyor da ben niye eve
derken gördüm onları,
duruyorlardı.
Saçı mor bir zenci kız telefonda öfkeli konuşarak,
kafası bir dünya güleryüzlü bir yeniyetme
kız arkadaşına türlü şaklabanlıklar yaparak.
Elinde yarısı bitmiş bir şişe ile bir gariban
yanında kendisi kadar sarhoş köpeği ile,
Bir adam ve yanında bir madam
pek şık kıyafetler içinde az evvel çıktıkları partideki insanları çekiştirerek
iki göçmen çocuk, garibanı nedensiz bir hırsla süzerek
duruyordu.
Göçmen çocuklar garibana sardılar,
garibanın köpeği sinirlendi
şık kıyafetler içindeki adamı ısırdı.
Bir hırgür, bir kargaşa
herkes kaçıştı,
tramvay durdu;
polis geldi, garibanı aldı, köpeğini aldı, göçmeni aldı
şık kıyafetli adamı da ambülans aldı.
Saçı mor zenci kız telefonda daha öfkeli konuşarak,
kafası halen bir dünya olup artık güleryüzlü olmayan yeniyetme
kız arkadaşına kendince daha vehim konulardan bahsederek,
biz tramvayın geri kalanı da olanı biteni düşünerek beklerken
yaşlı bir adam bindi bir sonraki durakta tramvaya.
karşılıklı boş iki koltuk buldu oh ne ala,
bir kültablası çıkardı, hayrola
sonra bir kadeh,
paltonun cebinden de bir pastis şişesi, oy.
Koydu kadehe pastisi ihtiyar,
yaktı pürosunu.
Şehri seyre daldı
biz tramvayda durur,
şehir tramvaydan akarken.
Bir yaşlı kadın, üzgün beyaz bukleleri olan
adama baktı dururken.
Ben kadına baktım,
dururken.
geçerken 2 -dururken-
"Bir çiçek duruyordu orda bir yerde, bir yanlışı düzeltircesine açmış"