Yüzümü gömdüğüm kadehten
kalkınca gördüm ki
son tren az evvel kalkmış arcachon'a.
Daha sonsuz uzun suya gömecektik yüzümüzü,
olsa boğaz'a giderdik koşa koşa da
görüp göreceğin büyük su arcachon'da en yakın.
Bir nehir var amenna,
iki adım var yok,
şehri de bölüyor ikiye ne güzel
de altı üstü nehir işte.
Uzun değil, büyük hiç...


Kalktım yüzümü gömdüğüm kadehten,
bir umutsuzluk hasıl oldu evvel
umutsuzluk bir kadehe daha evrildi evrilecekti ki
hadi dedi aziz,
kalktık azizin semtine gittik.


Madem ki büyük su yok, uzunu hiç
bi uzun şarap söyledik garsona.
Bu bitmeyecek diye tembihledi aziz garsona,
sonra tuttu bir sigara sardı.


O sigaradan biz içtik,
yüzümüz küçüldü kaldı
ufacık tefecik kadehin içinde
uzun büyük suları gördük.
Biz gidemedik Arcachon'a
o bize geldi.


Biz azizle sen mişelde
bir okyanus bulduk
geli giti kendinden
şarabi hayali bardaklar içinde.