Sanki hepimiz içimizden sürekli birşeyleri yitire yitire biryerlere tutunmaya çalışırken heder olmuyormuşuz gibi davranmıyor mu insanlar, ifrit oluyorum. Hadi insanları boşvermek lazım da o niye yapar ki böyle. Al işte tut bak zazoulara. Onlar öyle yapmamış. Sahaf buluntusu eski bir Ardıç kitabında okudum. Sene 1941, Paris işgal altında ama insanlar umurlarında değilmiş gibi davranıp alttan alta fitilleniyorlar. Eluard işte diyor mesela o günlerde; karartma var, şehir işgal altında, sevişmezsin de neylersin diye. İnceden insanlar yüreklenirken işgale karşı, işte tutmuş bu Naziler yahudilere zorunlu tutmuş, göğsünde bir sarı yıldız taşıyacaksın diye. Elbet ötekiler de var, pek bilinmez ama onlar filmlere az konu oldukları için. Çingenelere kırmızı, eşçinsellere pembe yıldız da mecburmuş. Berlin'de dolaşırken görebilirsiniz, Yahudi soykırımı için yapılan koskocaman huzursuz edici anıtın civarında sağda solda çingeneler için, eşçinseller için, marksistler için yapılmış ufak tefek anıtlar da vardır. İşte bu Zazou'lar, sayın ki vakitlerinin punk'ları, yürekli bir başkaldırma ile göğüslerine sarı birer yıldız takmışlar nazilere inat içinde zazou yazan. Bir inat öbürünü, bir öfke diğerini kovalamış çoğu dağlarda direnişçiler arasında ölmüş Zazouların. İşte aklıma geldi taze okuduklarımdan. Zazoular iyi, zazoular güzel, halen yaşayanı hiç kalmamış Zazoulardan, belki o daha güzel. Oldukları yerde güzel olmaya ve kimse tarafından bilinmemeye devam ediyorlar işte.