Bir aralık akşamında Talence göğü
İlk saatlerinden itibaren günün alkole bezendi zihnim. Salamuraya yatırdım beynimi bugün. Birileri mezun oluyormuş öğlenden itibaren her yerde şarap, şampanya ve tuhaf başka içkiler ikram ettiler. Basiretim bağlanmıştı, yok diyemedim. İçtikçe içtim. Akşamüstü nasıl hasıl olduğu belirsiz güzellikte bir gökyüzüne bakarken buldum kendimi işyerinin balkonunda. Sen içeride çalışıyordun. Yüzün kadar kırmızı idi gök. İçimden o an geçenleri sana anlatabilsem, o göğün üzerinden bakar bulurduk kendimizi huzur ile yeryüzüne. Bu şehir bize yetecek gibi değil, ben anladım bunu artık. Bir yer seç, uzak olsun, kalkıp oraya gidelim. Artık Şili mi olur, Fildişi Sahilleri mi, Fiji mi sen seç. Ama bir yer söyle ki, kalkıp gidebilelim. Ben de bir parçasıyım artık bu öykünün dedin yüzüme eğilip, öğleden sonra saat üçte. Yüzün ve gözlerin eksik kalan bir bütünü tamamlamak için varlar haklısın ama yanlışın var; sen bir parçası değilsin bu öykünün, bizzat kendisisin.
Anlat, dinliyorum ben...