Hayatın dinamikleri bizi tuhaf ruh hallerine sürüklüyor. Geç vakitte, ıssız izbe bir barda içtiğim romlar aklımdaki bilcümle canavarı ayaklandırıp, içimi konuşturuyor. Zafer meydanından, St. Jean Garı'na giden yolda yürüyorum. Sarhoş bir zenci grubu var önümsıra, bağrış çığrış birşeyler anlatma telaşındalar. Yanlarından geçip gidiyorum. Eski, kirli ve güzel mavi bir kapıya dayanıp bir süre dinleniyorum. Saat geceyarısını geçmiş. Bir arasokağa dalıyorum, kavga eden bir çiftin yanından geçip pazaryerine çıkıyorum. İn cin top oynuyor. "ölü adamın göğsünde onbeş kişi yo ho ho ve bir şişe rom" diye mırıldanıyorum ta ki adamların sayısı bire inene dek. Victor Hugo sokağından geçip Bordo'nun en güzel kapısına vardığımda saat bir oluyor. Lokantalar kapanmış, bütün sarhoşlarını dışarı dökmüş. Nehre bakıyorum biraz kapının ardından. Sonra gerisin geri yollanıp tramvaya biniyorum. Evden başka kim saklar gizlerimi. Kimse aramamış. Huzursuz da olsa bir uyku uyuyorum. Sabah oluyor, halen kimse aramamış.
Öğlene doğru, daha fazla duramadığım için evde, sokağa çıkıyorum. "Talence'den hayata doğru giden bir tramvaya" atlıyorum. Hava güneşli. Midem, kalbim huzursuz. Meydanda inip biraz yürüyorum. Telefonuma bir mesaj geliyor. Sevgili telefon şirketim faturamın gününü anımsatıyor. Uzak olsun benden, artık gündüz çünkü ve gündüz olduğundan kelli ben havanın güneşli, hayatın da bir nebze olsun güzel olduğuna inanıyorum. Uzun uzun yürüyorum. Adımlarım hızlı, böylelikle kalbim de midem de huzuru buluyor. Ödüllendirip midemi bir croque yiyorum. Bir sırt çantası arıyordum uzun zamandır, o düşüyor aklıma. Bir dükkana dalıp alıyorum. Aklıma salı günü geliyor sonra, misafirlerim gelecekti ben onlara meze hazırlayacaktım. Adam gibi yoğurt almak istiyorum o yüzden, göçmen mahallesine gidip bir türk bakkaldan yoğurt alıyorum bir kilo, yoğurt olmazsa nasıl meze yapılabilir ki. Bakkalın karşısında bir kahve görüyorum. Bir bakıyorum ki içerde bir milyon kişi birden çay içiyor. Oturup bir bardak çay da ben söylüyorum. Dünyanın en anlamlı işini yapıp bir bardak çay içiyorum. Bütün dünyam yerine oturuyor tekrar. Verdiğim sözleri hatırlıyorum, ettiğim yeminleri, bozduğum tövbeleri. Çayımı bitirdikten sonra soruyorum garsona nerelisin diye, muşluyum diyor.
Akşam haberlerinde duydum. Yunanistan'daki seçimleri syriza kazanmış. Kaç gündür konuşulup duruyordu masalarda. Tavuk çorbası yaptım, bol limonlu, karabiberli. Sabah olsa tekrar keşke.