layıkı ile hapşurabilmenden tanıdım seni.
sanki sağır dilsizim de
bir film seyrediyorum.
Ortamı tanımlayan bir altyazı
incecik geçiyor,
bir altyazı gibi geçiyor,
seninle içtiğim kahveler.

bir isyan yaşanıyor misal sokakta,
fikrin geçiyor bir hayalet gibi altyazıda
her şey olur, her şey biter diyen.

kehanet adlı kısacık bir şiir bulmuş
cemal süreya vaktiyle.
Onun bu şiiri bulduğu evin bir sokak yukarısında
o kehaneti gerçekleyen bir hayat sürüyorum.

İçimde kelimeler, sokakta direnç,
nasıl anlatsam diye düşünüyorum
özgürlükten bahsedip duran dillerini,
nasıl becersem öykünmemeyi
üvercinka'ya.

Senin sütlü kahve içişin,
uçuca eklediğin sigaraların,
yürürken senin için açılan kapıların,
kıvırcıkken güzel, kısa olunca daha güzel olan saçların
ve kimbilir kimlere inat etmiş gözlerin vardı.

Kuruçeşme'de saçma sapan bir lokantada,
ikimiz de bir fitilin ucunda yanmaya aday iken,
bir uzun soluyup
içimden
sana seni sevdiğimi söyledim.

Kağıthane'nin dip derin sessizliğinde bir yerlerde
henüz dereye dökülen ilaçların kokusu havadan silinmemişken
sana seni sevdiğimi söyledim.

uzun süre sustuk.

Kadıköy'ün karman çorman
barikatlarla dolmuş sokaklarında
ortalık gaza ve dumana boğulmuş iken
sana seni sevdiğimi söyledim.

Sultanahmet'in o kimseye acımaz
vahşi satıcılarının tam arasında
bir yanımız ayasofya öteki sultanahmet camisi
banklarda çay içerken
sana seni sevdiğimi söyledim

. Beyoğlu'nda geziparkında çocuklar çadır kurup
yerleşmiş iken,
ve sesleri herkesin sesi olmuşken,
revirlerden yaşlı evsizlerin sesleri duyulurken
sana seni sevdiğimi söyledim.

Bayrampaşa metrosuna giden uzun dar ve alçak tünelde
yürüyor muyum yoksa bir dehlizde sürünmekte miyim diye
düşünürken
ben
sana seni sevdiğimi söyledim.

biz uzun süre sustuk.

Bu uzun bir yaz oldu.
Bu upuzun
gaza, üniformaya ve şiddete bulanmış bir yaz oldu.
Ben bütün bu yaz boyunca seni sevdiğimi söyledim
soluk aldığım her yerde.

sustuk ikimiz de uzunca bir süre,

bir sufle bekledik.