Şehir halihazırda bitmeye yüz tutmuştu ben kendime tekrar baktığımda. Halihazırda anlatılmışı vardı öykünün allahtan da dinledim ben de bir vakit. Olanı biteni kırık dökük de olsa başkalarına emanet edebildim böylelikle. Ama nihayetinde ayaklarım yine yere bastı evin kapısını açar açmaz, işte ayaklarımın yere basmasından az sonrasını diyorum, son gece treni penceremden geçip hızla kaybolurken Hendaye'ye doğru, yani işler tam sarpa sararken zihnimde, tam yerine oturdu işte tüm olan biten demek. Hem idraki hem kabulu şart bir dünya şey vardi demek ömürde, hem çoktu bunlar, bir falan değildi. Derken daha diyeceklerim olmasina rağmen birdenbire laflarımı ağzımdan aldı, yürüdü gitti sanki Turgut Uyar: ha istanbulda, ha burda deyip susmak yeğ geldi. Halihazırda o diyor benim diyeceklerimi nasıl olsa; başka bir şehir, başka bir kadın, baska bir ruh için olsa bile, hem sürekli konustugunda, kim yanılabilir ki anlatmaya sokağın kendisinden başlamışsa hele ki:

''Şehir birden başladı, sol tarafta hendekler
işportacılar, dükkancılar ve akşamüstüne gidip gelenler
ve onun hüznü vardı
Şehirler olsun varsındı ve manavlar kapansındı.
evler ince bir buğuya, bir cinselliğe kapansındı

ve onun hüznü vardı

Aksaçlı ortodokslarla dövüşken çocuklar.
aşk romanları ve trafolar ve “Sen ne güzelsin”ler
kendilerini bitmez sansındı

Nalbantlar ressamlarla ve bütün tarlalar çarşıda.
hele yılgınlıklar bir sabah temizliğinde
ve bir coşkudan artan sarı bir şeyler vardı

Bir yitik gibi yüceden, bir anı gibi bir sancıdan
ve onun hüznü vardı

“Her şey atılıyordu. Bitmiş sigaralar, otobüs biletleri, kullanılmış pamuklar muayyen zamanlarda, tarifeler, yaz gümrükleri, gazocağı iğneleri, kötü çıkmış resimler, bir yatma, bir evin oniki yıllık badanası, bir tarih kitabı, kazanılmış bir savaş ve sonucu, bir anlamsızlık, ölü bir çocuk ve pabucu, kibritler, sinemalar. ”

Ve onun hüznü vardı

Ah ellerim, ah beni hatırlayan herkes
Bir kötü romanda beşinci kişi gibiyim falan

ve beni tanımayan herkes
ben aranan bir şeyim bir parça analjezik.

sesim dükkânsızlığın sesidir bir parça aralık
tahta kepenkli tahta kepenksiz bir parça aralık
Sokaklarda,
Havralarda,
Yataklarda,
Dünyada.

ve onun hüznü bir haydudun hüznüdür
biraz da kendinin yaptığı''